BLOG
Sanat, edebiyat, kültür ve tarih üzerine
bir fincan kadar dolu yazılar.
Gılgamış'tan Dede Korkut'a: Boğa Neden Binlerce Yıldır Gücün ve Yeniden Doğuşun Sembolü?
Boğa, bugün çoğumuz için güçlü bir hayvandan ibaret olabilir. Oysa binlerce yıl önce yaşayan insanlar için boğa yalnızca bir hayvan değildi. O, gök gürültüsünün sesi, bereketin habercisi, savaşın gücü, yeniden doğuşun işareti ve kahramanlığın en büyük sınavıydı. İnsanlık tarihinin en eski destanlarına bakıldığında boğanın sıradan bir figür olmadığı hemen fark edilir. Gılgamış Destanı'nda, Oğuz Kağan Destanı'nda ve Dede Korkut Hikâyeleri'nde boğa, her defasında farklı bir görev üstlenir. Bazen yaratılışı başlatan kutsal güç olur. Bazen kahramanın karşısına çıkan en büyük engel. Bazen de eski hayatın sona ermesini sağlayan son sınav...
Pir Sultan Abdal'ın Şiirleri Neden Yüzyıllardır Unutulmuyor?
Pir Sultan Abdal’ın şiirlerinin yüzyıllardır unutulmamasının sırrını; Kerbelâ anlatısı, toplumsal direniş ve ortak hafıza üzerinden keşfedin.
ERİKSON’UN PSİKOSOSYAL GELİŞİM KURAMIYLA DELİ DUMRUL GERÇEKTEN Mİ DELİ?
Bu çalışma, Dede Korkut hikâyelerinden “Deli Dumrul”u “Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı” ışığında incelemektedir. Dumrul’un toplum tarafından “deli” olarak etiketlenmesi; onun bireysel güç arayışı, normlara başkaldırısı ve otoriteyle çatışmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bu “delilik” hali, bir ruhsal bozukluktan ziyade, bireysel dönüşüm sürecinin bir yansıması olarak ele alınmıştır. Erikson’un; kimliğe karşı rol karmaşası”, “yakınlığa karşı yalıtılmışlık” ve “benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk” evreleri üzerinden Dumrul’un kişilik değişimi çalışmada analiz edilmiştir. Dumrul’un ölümle yüzleşmesi, eşinin fedakârlığı karşısında değişmesi ve sonunda tövbe edip olgunlaşması, onun gelişimsel bir eşiği geçtiğini gösterir. Bu bağlamda Dumrul, sadece bir halk anlatısı kahramanı değil; aynı zamanda insanın içsel çatışmalarını ve psikososyal evrimini yansıtan çok katmanlı bir figür olarak değerlendirilmektedir.